Değişim

Değişimler hep hayatımızda olan şeyler… Yaz sona ererken bu değişimi etrafımızda çokça gözlemleriz. Kuşlar kıpır kıpır uçuşurken, geçen günlerde yuva kurma telaşlarına tanık olduk. Sonra yuvalarında kuluçkaya yattılar ve ardından minik civcivler çıktı ortaya. Önce sabırsız, çığırtkan hâllerini gördük; sonra anne ve babalarına benzeyen bir hâle büründüler. Ardından uçma çabalarına tanık olduk… ve sonunda uçup gittiler yuvalarından. Yuvalar boş kaldı; başka bir yılda başka kuşların gelişini bekler oldu.

Böcekler yumurtalarını yapraklara bıraktılar; küçük larvalar bir süre sonra tırtıla dönüştü. Sonra küçük kelebekler uçuşup durdu etrafımızda. Çoğumuz, kelebeklerin o tırtıldan dönüştüğüne inanmak istemedi. Oysa bu inanılmaz metamorfoz, değişimin en somut örneklerindendi.

İşte aylar, mevsimler böyle olağanüstü değişimlerle geçip gidiyor. Pek çoğunun farkına bile varmıyoruz.

Bugün eylül ayına girmiş bulunuyoruz. Ağustos ve eylül, değişimin en keskin olduğu aylardır. Birden yaz sıcakları azalmaya başlar; güneş yakıcılığını kaybeder, havalar serinler. Akşamları hissederiz önce bu serinliği… Sere serpe geçen günlerin ardından üzerimize bir şeyler alma ihtiyacı duyarız.

Mevsim dönmüştür artık; geri dönüşü yoktur. Ara sıra birkaç gün bastıran sıcaklar yerini hemen serinliğe bırakır. Bahçelerde ve tarlalarda hasat koşuşturması başlar. Son ürünler toplanır meyve ağaçlarından, sebze bahçelerinden. Yazın getirdiği zenginlik, bir telaşla çekilip gitmeye başlar.

Tatil telaşları bitmiştir. Okullar açılmaya başlar. Kış hazırlıkları tamamlanmak üzeredir.

Eylülün gelişi yeni bir mevsimdir artık. Geride kalmıştır yaz ayları… Bunaltıcı sıcaklar sona ermiş, sonbahar serinliği sarmıştır evlerimizi. Durmadan çalışan klimalar kendini unutturur. Yapraklar sararır; sonra kızıla döner, ardından kahverengileşir… ve toprağa karışır.

Değişimler durmadan sürer; biz çoğu zaman farkına bile varmayız.

Uzun zaman oldu bu tarz yazılar yazmayalı… Geçen ağustos ayında başladı aslında her şey. Uzun yıllardır çalıştığım işimi ve yaşadığım şehri değiştirdim önce. Ardından yeni işe, yeni bir şehre alışma çabalarıyla geçti koca bir yıl.

Sonra bunca yıldır alıştığım çalışma hayatıma emeklilik eklendi. Aktif olarak çalışmaya devam etsem de artık çalışmak benim için bir zorunluluk olmaktan çıkmıştı. Koskoca yirmi beş yıl gelip geçmişti. Geriye dönüp bakınca, daha lise hayatımın ardından yaz dönemini değerlendirmek için başladığım çalışma hayatımın sonuna gelmiştim.

Dolu dolu geçen bir çalışma hayatı… ansızın bitiverdi. Henüz bir emeklilik planı bile yapmamıştım oysa. Neyse ki önümüzde hâlâ plan yapacak zaman var.

Liseden sonra yaz tatilini değerlendirmek için çalıştığım iş yeri bana sigorta yapmıştı ve geçen yıl değişen kanunla, daha 16 yıl çalışmam gerekirken bir anda kendimi emekli bulmuştum. İşte öyle hızlı değişmişti hayatım.

Bütün bu hızlı değişimlerin ardından artık yaşadığım şehre biraz daha alışmıştım. Biraz daha buraya ait hissediyordum… Her ne kadar kendimi kalıcı hissetmesem de.

Farklı bir deneyim oldu burası benim için. Daha fazla insan tanıdım. İnsanların hırslarına, ihtiraslarına; içlerinde bastıramadıkları duyguları nasıl dışa vurduklarına; zayıflıklarına, komplekslerine ve daha pek çok şeye tanık oldum. Biraz uzak durup uzun uzun seyrettim.

Ben çalışmaya dair her şeyi bırakmaya başladığım günlerde, onların sımsıkı tutunuşlarına tanık oluyordum. Toy gençlikler geçiyordu gözlerimin önünden. Umursamaz yaşamlar… Ve yazmayı tercih etmediğim onca olaya sadece şaşkınca bakıp geçiyordum.

Artık yeni bir plan yapma zamanı geliyordu benim için. Çünkü sonsuza kadar çalışarak devam etmeyi düşünmüyordum. Kendime zaman ayırarak uzun bir süre dinlenmek istiyordum.

Sonrasında daha çok edebiyata ve kitaplara vakit ayırmak; onlarla daha fazla zaman geçirmek istiyordum. Doğada daha fazla kalmak, yeni yerler ve ülkeler keşfetmek istiyordum.

Çevremizde bıraktığı değişimleri özümseye özümseye yaşamak istiyordum. Her mevsimi, bütün değişimleri gözlemleyerek vakit geçirmek…

Bunca değişimin ve geçen bunca yılın ardından, ben özüme geri dönmek istiyordum. Daha sakin, daha durağan, aceleci olmayan vakitler geçirmek istiyordum.

Hasan KARATAŞ
01.09.2024

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir