GİTME KAL

Sen, gitmekle kalmak arasında kaldığım…
Sen, içimde fırtınalara savurduğum…
Sen, kendimi yalnızlıklara vurduğum…
Sen, kıyılarına vurduğum liman.
Sen, yerlere serildiğim kumsal.
Sen, zirvelerine tırmanamayıp yamaçlarında kaldığım dağ.
Sen, açmadan soğuklara teslim ettiğim baharın erken açan çiçeği…
Sen, coşkun suların karşı tarafında açan çiçek…
Sen, ulaşamadığım…
Sen, kavuşamadığım; elini tutamadığım…
Sen, hep uzaklardan sevdiğim…
Sen, gönüllerden sevdayı süpüren rüzgâr…
Esme kal.
Yüreğimin kuytusunda açan sevdaları sar…
Sen, içimde bir yerlerde yağmurlara teslim sevdalarda bıraktığım…
Yalnızlıkların ortasında geceleri ağladığım…
Sen, dert ortağım…
Sarılıp uyuduğum…
Ayrı bir dünyada hayaller kurduğum…
Sen, gönlümün yaralarını saran…
Öylece kal.
Kapansın yaralar…
Sen; uçsuz bucaksız yağmur ormanları…
Yeni çiçek açmış kiraz ağaçları…
İçimde sonsuz bir bahar…
Sevdanın sarhoşluğu…
Uçsuz bucaksız sahillerde kollarına atılmak için koştuğum…
Yağmurlar altında delice sevdalandığım…
Kırlarda çocukça coşkuyla koştuğum…
Yağacaksan, yağ…
Beni sevdalara sal…
Sen, gönül yaralarımın çaresi…
Bitmek bilmeyen umutlarım…
Yüreğimde aşka dair söylenmiş en güzel şarkılar…
Yazılmış en güzel şiirler…
Yapılmış en güzel besteler…
Bitme, çal.
Beni bestelere al…
Bütün güzellikleri sende topladım…
Yüreğimi sana açtım; hiç olmadığı kadar…
Seni senelerce bekledim…
Gittiğim yerlerde seni aradım durdum…
Her bahar seni bekledim…
Esen rüzgârlara seni sordum…
Açan her çiçekte seni kokladım…
Hep çiçek kal.
Beni baharlara sal…
Sahillerde seni bekledim…
Dalgalara haber saldım; seni vursun yüreğimin sahiline diye…
Senin için kat ettim kumsalları bir uçtan bir uca…
Kıyıya vuran çakıl taşlarının arasında seni aradım durdum…
Denizin maviliklerine sordum…
Tuzlu deniz kokularını çektim içime:
Senden bir haber gelir mi? diye…
Öylece oturup bekledim en güzel koyların kuytusunda…
Seni dağ yamaçlarında aradım…
Uçurumların kıyılarına kadar baktım; tutunup kaldın mı diye…
Gezdim bütün dağları…
En güzel çiçeklerde aradım…
Çam ağaçlarından sedirlere, göknarlara kadar sordum:
Senden bir haber var mı? diye…
Ihlamur ağaçlarının kokusunu çektim içime bolca; sana benzer diye…
İğde çiçeklerini sardım yaralarıma; iyi gelir diye…
Leylaklar açtı…
Erguvanlar döktü bütün çiçeklerini etrafa…
Sonra sen geldin…
Sen, baharın son çiçeğiydin…
Nihayet bitti bekleyişlerim…
Sen, gönlümün en güzel yerindeydin…
Bir gelin gibi süslenmiş oya ağacı gibiydin…
Yüreğimde, sevdanın en masum hâlinde gelincik çiçeğiydin…
Sardın beni mor salkım gibi çepeçevre…
Kuşattın yüreğimi sevginle…
Bütün çiçekler kıskandı seni…
Papatyalar bile…
Kaçıp gittiler sen gelince…
Hepsi bir bir soldu senin güzelliğinle…
Bahçedeki güller bile alındı sana olan aşkıma…
Yüreğimde yıllardır bekleyen baharı çiçeklerle donattın…
Bakışlarında kayboldum…
Kokunla sarhoştum…
Bitmeyen bir sevda…
Sonsuz umuttun…
Yüzyıl çiçeği gibi, yıllar sonra açtın yüreğimin tam ortasında…
Durmadan sana seni anlattım…
Sensiz bekleyişlerimi, özlemlerimi anlattım…
Yazdığım şiirleri okudum…
Yaptığım besteleri dinlettim…
Sen yüreğimde hep taptazeydin…
Bitmeyecek bir şarkıydın dilimde…
Solmayacak bir gül gibiydin bahçemde…
Nasıl oldu da hazana vurdu mevsimler seni?
Nasıl döküldü yaprakların?
Ne çabuk bitti umutların?
Neden “ayrılık” deyiverdi dilin?
Gitme… kal.
Ben artık sensiz yapamam…
Bir başkasına asla sevdalanamam…
Bir daha gelmez bahar…
Bir daha açmaz çiçekler…
Ben solarım…
Durmam artık…
Hep ağlarım…
Gitme kal…
Senindir yüreğim…
Sensiz geçmez günlerim…
Solar içimdeki ümitlerim…
Yazar Hasan Karataş’ın Yıllar Sonra adlı kitabından alınmıştır.

